<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>




<rss version="2.0">

<channel>
<title>Kanser ve Kanser Yakınları Paylaşım Bilgi Sohbet Sitesi . Yeni Tartışma Konuları</title>
<link>http://www.kansersohbet.com/</link>
<description>Her zaman güncel ve dogru haberleri bulabileceginiz bir kanser sitesi,Bu site kanser tedavisi tedavisi gören ve/veya geçmiste tedavi görmüş kişilerin ve yakınlarının yazıştıkları, bilgi alïşverişinde bulundukları, birbirlerine destek oldukları bir yazışmama alanıdır</description>
<managingEditor>wWw.X-iWeb.Ru</managingEditor>
<webMaster>Kanser ve Kanser Yakınları Paylaşım Bilgi Sohbet Sitesi . Yeni Tartışma Konuları</webMaster>
<language>ru-ru</language>

<item>

	<title> [ Genel Sağlık ]</title>

	<link>http://www.kansersohbet.com/forum/viewthread.php?forum_id=19&amp;thread_id=745</link>

	<description>[img]http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/dondurulmus-embriyo.jpg[/img]&lt;br /&gt;
Dondurulmuş embriyo bebeklerinin daha sağlıklı doğduğunu biliyor musunuz? Yapılan araştırma sonuçlarına göre IVF bebeklerine oranla dondurulmuş embriyo bebeklerinin ortalama 253 gr daha ağır ve yarım hafta daha geç doğuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Op. Dr. Halit Fırat Erden&lt;br /&gt;
Bahçeci Fulya Tüp Bebek Merkezi&lt;br /&gt;
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
IVF başka bir deyişle tüp bebek tedavisinde 20 yılı aşkın süredir uygulanan embriyo dondurma ve çözme işlemindeki gelişen teknikler; daha yüksek oranda gebelikler şansını da beraberinde getiriyor. Aynı zamanda yapılan araştırmalar dondurulmuş embriyo bebeklerinin IVF bebeklerine oranla ortalama 253 gr daha ağır ve yarım hafta daha geç doğduğunu ortaya koydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
IVF bebekleri normale oranla maalesef daha erken doğar ve doğal olarak daha düşük ağırlıkta dünyaya gelir. Oysa dondurulmuş embriyo bebekleri daha ağır ve daha uzun süreli gebelik sonrası dünyaya gelir. Bu da onlar için şans ve beraberinde sağlık demektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çiftler İçin Hem Ekonomik Hem de Psikolojik Avantaj&lt;br /&gt;
Embriyoların dondurulması tüp bebek tedavisinde çoğul gebelik riskini de en aza indiren bir yöntemdir. IVF tedavisinde 35 yaşına kadar 1, daha sonraki yaşlar içinse 2 embriyo transfer edilebilir. Peki elde edilen diğer embriyolar ne olacak? Nasıl değerlendirilecek? Kullanılmayan embriyolar özel saklama kaplarının içinde -296 veya -320 derece sıvı nitrojen tankları içinde kişiye özel bölgelerde saklanır. Bu da bize ve çiftlere aynı batında elde edilen embriyolardan değişik dönemlerde çocuk sahibi olma şansı oluşturur. Fazla embriyoların dondurulması hastaya hem ekonomik hem de psikolojik avantaj sağlar. Çünkü dondurulan embriyolar transfer edileceği zaman hasta tedaviye gereksinim duymaz. Embriyo dondurma işlemi tüp bebek uygulamalarında başarı şansını arttıran bir işlemdir. Bu işlemler mutlaka teknolojik alt yapısı gelişmiş, güvenilir kurum ve uzman ekiple yapılmalıdır. Rutin tüp bebek ve mikroenjeksiyon uygulamalarında embriyo dondurma ile gebelik oranları %40-45 arasında değişmektedir. Çiftlerden izin belgesi alınarak dondurulan embriyolar ülkemizde 5 yıl boyunca saklanabilmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Embriyo dondurmak tüp bebek tedavisinde ne zaman başvurulması gereken bir yöntemdir?&lt;br /&gt;
Tüp bebek tedavisinde embriyo dondurma işlemi keyfe kalmış bir yöntem değildir. Doktorun gerek gördüğü takdirde bu işlem uygulanır. Kişiden kişiye değişmekle birlikte bu yöntem; yumurtaların korunmasını sağlamak, başarılı ve kaliteli gebelik oranına sahip olmak için uygulanır. Ayrıca embriyo gelişimi yavaş olan anne adaylarında dondurma işlemi yöntemiyle embriyonun gelişme günü yakalanabilir. İlaçlarla yumurtalıkların uyarılması esnasında OHSS (aşırı uyarılma sendromu) riski olan kadınlarda da embriyolar, anne adayını riske sokmamak için sonra kullanılmak üzere dondurulabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Anne Adayı İçin Embriyo Dondurmak Ürkütücü müdür?&lt;br /&gt;
Anne adayı embriyo dondurma kelimesinden ürküyor. İlk söylendiğinde anne adayı bazen endişeye kapılıyor. Hastanın ikna olmasında doktor ve merkezin deneyimi, güvenilirliği çok önemlidir. Aslında dondurulmuş embriyo ile yeni embriyo arasında hiçbir fark yoktur. Burada önemli olan aşama dondurma ve çözülme işlemidir. Embriyo her aşamada dondurulabilir. Asıl olan burada zamanı donduruyoruz… Günümüzde slow (yavaş) dondurma yöntemi yerini çok daha başarılı vitrifikasyon (hızlı) dondurma yöntemine bıraktı. Dondurulan embriyolar istendiğinde tersine uygulanan işlemlerle çözülüp ana rahmine transfer edilir. Sıvı nitrojen içerisinde tüm kimyasal reaksiyonlar ve hücresel aktiviteler durmaktadır. Bu durum bir tür hücre uyku halidir. Yapılan deneysel çalışmalarda embriyoların sıvı nitrojen içerisinde uzun süre sağlıklı bir şekilde saklanabileceği gösterilmiştir. İşlem tekrar küçük küçük kümeler halinde de gerçekleştirilebilir. Ya da dışarıda gelişmesi sağlayıp tekrar dondurabilirsin. Dondurma işlemi sonrasında çözülen yumurtalardan tekrar gebe kalmak mümkündür. 5 yıl sonra gelip dondurduğu yumurtalardan gebe kalan hastalarımız var. Yani, çocuğun ikizi beş yıl sonra da doğabilir!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Hangi Durumlarda Embriyo Dondurma Yapılır?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1-      Transfer işleminden sonra geriye kalan kaliteli embriyolar imha edilmek yerine dondurulup tekrar transfer edilmek için saklanabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2-      İlaçlarla yumurtalıkların uyarılması esnasında OHSS (aşırı uyarılma sendromu) riski olan kadınlarda tüm embriyolar daha sonra kullanılmak üzere dondurulabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3-      Rahim içini saran endometrium dokusunun yeteri kadar gelişemediği durumlarda.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4-      Rahim içi cerrahi operasyon gereken durumlarda.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5-      Kemoterapi veya radyoterapi gerektiren kanser tedavilerinden önce embriyolar dondurulabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dondurulan Embriyoların Saklama Süresi&lt;br /&gt;
Yapılan bilimsel çalışmalar dondurulmuş embriyoların çok uzun süre sonra çözüldüğünde bile sağlıklı gebelik şansı verdiğini göstermiştir. Ancak ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliği gereğince dondurulmuş embriyolar 5 yıl boyunca sıvı nitrojen içerisinde saklanabilmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vitrifikasyon Yöntemi ile Embriyo Dondurma&lt;br /&gt;
Vitrifikasyon dondurma yöntemi diğer dondurma yöntemi ile kıyaslandığında çok daha üstün bir teknik olduğunu kanıtlamıştır. Bu yöntem ile dondurulan embriyolar çözüldüğünde %90 - 100 oranında canlı ve sağlıklı bir şekilde geri dönmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta dondurulan embriyoların kalitelerinin dondurulmaya uygun olmasıdır. Vitrifikasyon yöntemi ile neredeyse taze embriyo transferlerinde görülebilen %64 gibi yüksek gebelik oranları elde edilebilmiştir.</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Kanser Tedavisi ]</title>

	<link>http://www.kansersohbet.com/forum/viewthread.php?forum_id=15&amp;thread_id=744</link>

	<description>[img]http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/kirmizi-reishimantari.jpg[/img]&lt;br /&gt;
Kanser nedir, nasıl oluşur, çevresel mi kalıtsal faktörler mi tetikleyicidir, günlük yaşamdaki hangi yanlışlar kansere ortam hazırlar, neden öldürücüdür, kemoterapi-radyoterapi iyileştirir mi?...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Prof. Dr. Ahmet Aydın&lt;br /&gt;
İstanbul Üni. Cerrahpaşa Tıp Fak.&lt;br /&gt;
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi&lt;br /&gt;
[img]http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/ahmet-aydin.jpg[/img]&lt;br /&gt;
[url]http://www.kirmizireishi.com/[/url]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kanserde erken teşhis olur mu, mamografi ne zaman çektirmek gerek, prostat kanserini gösteren test var mı, kanserden korunmak mümkün mü, neden artıyor, şekeri sever mi ve kamuoyunda sıkça adı duyulan Kırmızı Reishi Mantarı’nın hangi özelliği kanseri yenmeye yardımcı oluyor? ..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her geçen gün artan kanser tür ve vakaları, yaş sınırının gittikçe gençleşmesi bu hastalığı hepimiz için korkulu bir rüya haline getirdi. Peki nedir bu illet, bu illetten kurtulmak, korunmak mümkün mü, çaresi var mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayatımızı sürdürebilmemiz için hücrelerimizin sürekli yenilenmesi yani bölünüp çoğalması gerekir. Yaşam süresini dolduran hücreler vücuttan atılır, yenileri oluşur. Bu denge genlerimizin kontrolü altındadır. Bazı genler hücrelerin bölünüp çoğalmasını sağlarken bazıları da aşırı hücre üremesini dizginler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Kanser Nasıl Oluşur?&lt;br /&gt;
Çocukluk çağı dışında yaşlanan hücrelerle yeni yapılanlar hemen hemen birbirine eşittir. Yani mekanizma açısından bakarsak kanser, aşırı hücre üremesinin dizginlenememesine, yani yıkımdan çok yapım olmasına verilen addır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Beslenme, hava kirliliği, radyasyon, sigara, çevre kirliliği, gıda katkı maddeleri ve çeşitli toksinlerin yaptığı hasar gen fonksiyonlarını bozduğu (mütasyon)için hücreler aşırı şekilde ürer. Hücrelerin aşırı şekilde üremesini dizginleyen genler ise aktiviteleri azaldığı ya da bu aşırılıklarla baş edemediği için kanser oluşur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yiyeceklerimiz ya da diğer çevresel faktörlerde bulunan kanser ajanları DNA’larımıza bağlanarak hasara uğratır. Hasar kritik düzeye ulaşınca da normal hücreler kanserli hücreler haline dönüşür. Sağlıklı bir insan vücudunda bulunan DNA onarım enzimleri ve diğer gen koruyucu mekanizmaları 24 saat içinde hasarın yüzde 90’ını temizler. Her insan hücresinde günde yaklaşık 10 bin mütasyon olur. Eğer DNA onarım enzimleri yoksa ya da yetersiz çalışıyorlarsa bu mütasyonlar hızla kansere yol açar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Hücrelerin DNA onarım kapasiteleri sınırlıdır; sonsuz değildir. Bu nedenle gen koruyucu mekanizmalar son derece önemlidir. Genlerin korunmasındaki en önemli faktör ise onları besleyen besin maddeleri ve vitaminlerdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Kanserdeki hızlı artışın sebebi kalıtsal mı, çevresel faktörler mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kanser tüm dünyada en çok ölüme neden olan ikinci hastalık grubu (ilki kalp-damar hastalıkları). ABD’de 1900 yılında yüzde 3 olan kanserden ölüm oranı, 2000’de yüzde 24’e çıkmış. Yani ABD’de yüzyılda kanserden ölüm oranı 8 kat artmış. Bazı uzmanlar kanserdeki artışı yaşam süresinin uzamasına bağlasa da bu yanlış bir inanıştır. Çünkü aynı zaman içinde 65 yaşın üzerindekilerin total nüfusa oranı yüzde 4’ten yüzde 12’ye çıkmış. Yani üç kat artmış; sekize karşı üç kat. Demek ki kanserin artmasının temel nedeni yaşlı nüfusun artışı değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kanserin gelişimdeki hızlı artışta kalıtsal faktörlerin rolü de fazla değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kanser coğrafyaya göre de değişiyor. Tıbbi imkânların son derece az olduğu gelişmekte olan ülkelerde çok az kanser var. Fakat burada yaşayan insanların gelişmiş ülkelere göç ettikten bir iki yıl sonra kanser sıklığı artıyor. Bu durum kanserin, genetik nedenlerden çok çevresel nedenlere bağlı olduğunu ve bunun önlenebileceğini düşündürüyor. Çünkü akraba evliliklerinde aşırı bir artış olmadıkça genetik hastalıkların artması da mümkün değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Kanser neden öldürücü?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kanserlerin yaklaşık yüzde 80’inde neden bellidir. Vakaların yarısından fazlasını akciğer, kalın bağırsak, meme ve prostat kanserleri oluşturuyor. Akciğer kanseri beslenmeyle de ilgisi olmasına rağmen daha çok sigara tüketimi ile ilişkilidir. Kalın bağırsak, meme ve prostat kanserleri ise daha çok beslenmeye bağlıdır. AIDS, Ebstein-Barr virüsü (öpücük hastalığı) ve B hepatiti virüsü gibi enfeksiyonlar da başlıca kanser nedenleri arasında yer alır. Bu hastalıklar da sağlıklı beslenen insanlarda nadiren görülür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu arada önemli nedenler arasında radyasyon, elektromanyetik dalgalar, tarım ilaçları, gıda katkı maddeleri, GDO’lu yiyecekler, ağır metaller ve diğer kimyasal toksinler fiziksel ve kimyasal zararlılar başı çekmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Kemoterapi ve radyoterapi tümörün büyümesini engelleyebilir mi?&lt;br /&gt;
Kemoterapi ve radyoterapi tümörün büyümesini azaltabilir ama her zaman tümörü yok edemez. Yok etse bile tümörün tekrarlama olasılığı vardır. Kemoterapi, radyoterapi ve cerrahiden oluşan klasik kanser tedavisinin etkinliği birçok organ tümöründe artık plato çizmeye başladı. Artık tedavi başarısında hissedilir bir artış olmuyor. Ayrıca standart tedavi sırasında akut bir toksisite oluşması da önemli bir risktir. Bu nedenle klasik tedavinin toksisitesini azaltacak ve tümör eritici etkisini artıracak araçlar kanser tedavisinin başarısını artırabilecektir. İşte makro besinler, vitaminler, mineraller ve flavonoidler bu araçların başında gelmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Kanserde erken teşhis tedbirleri (mamografi, tümör belirteçleri vb) hakkında bilgi verir misiniz?&lt;br /&gt;
Her kanser için söz konusu olmasa da bazı kanserlerde erken teşhis için bazı tedbirlere başvuruluyor. 40 yaşına gelmiş bir kadının her yıl mamografi yaptırması önerilir. Ama bu kadar sık alınan radyasyonun da kansere davetiye çıkarttığını unutmamak lazım. En iyisi kadınların ayda en az bir kere kendi memelerini elle yoklamalarıdır. Tabii ki bir kitle ele geliyorsa o zaman mamografi mutlaka yapılmalıdır. Kalın bağırsak kanserleri için dışkılamadaki değişiklikler önemli. İshal, kabızlık, dışkıda kan görülürse kolonoskopi yapmak şarttır.  Kolonoskopinin bir zararı da yoktur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Prostat kanserini gösteren bir test var mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Prostat kanserlerinin çok büyük bir bölümü (%99) ölüme yol açmıyor, hastayla beraber mezara kadar sesi sedası çıkmıyor. Buna gizli prostat kanseri denir. Hatta bunların çoğunda parmakla yapılan muayenede de bir kitle ele gelmez. Başka nedenlerle ölmüş erkeklerin otopsilerinde Prostat Spesifik Antijen (PSA) testi bu gizli kanseri gösterebilir. Fakat bu testi yaptırmanın handikapı da vardır. Yüzde 99 oranla size hiçbir zararı olmayacak bir hastalığı tespiti, sizi ve hekiminizi lüzumsuz yere telaşa sevk edebilir. Gereksiz ve hayatınızı tehlikeye atabilecek tedavilerin yapılmasına yol açabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aslında erken teşhis için harcadığımız emeğin yarısını erken korunmaya harcasak, kanseri azaltabiliriz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kanser oranları sizce neden artıyor?&lt;br /&gt;
Bence iki temel neden var; 1. Beslenmede yapılan hatalar, 2. Toksinler. Son yarım yüzyılda piyasaya 80.000 kimyasal maddenin girdiğini düşünürseniz sorunun büyüklüğünü anlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kanser neden en çok şekeri sever?&lt;br /&gt;
Son yıllarda beslenme düzenimizdeki en olumsuz değişim rafine şeker ve unlu gıdaların aşırı bir şekilde tüketilmesidir. Örneğin İngiltere’de 1815’te 5 kg civarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970’te 50kg’ın üzerine çıkmış. Daha sonraki yıllarda un ve şeker tüketimi çılgınca artmaya devam etmiş. Örneğin 1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşlar önceki yıllara oranla yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Unlu, şekerli gıdaları aşırı tüketmek birçok hastalığın temel nedenidir. Kanser de bunların başında geliyor!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşırı şeker tüketimi ile kanser arasındaki ilişki iki kez Nobel Tıp Ödülü alan (1931 ve 1944) Alman Otto Warburg tarafından ortaya koyuldu. Warburg kanser hücrelerinin sağlıklı hücrelerden farklı bir metabolizması olduğunu göstermiştir. Vücudun normal hücreleri, enerjileri için hem oksijenli (aerobik), hem de oksijensiz (anaerobik) metabolizma yollarını kullanırlarken kanser hücreleri sadece oksijensiz (anaerobik) metabolizma yolunu kullanabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vücut, kanseri beslemeye çalışırken sürekli kapasitesinin üstünde çalışır. Eğer sevdiği besini (yani şekeri) vermezseniz kanser açlıktan ölmeye başlar. Bu nedenle kanser hücreleri şekeri kuru bir süngerin suyu emmesi gibi emer. Kanser hücreleri sağlıklı hücrelere göre 3-5 kat daha fazla şeker kullanır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bildiğimiz gibi onkologlar bazı kanser metastazlarını (sıçrama) saptamak için PET taramaları yapar. Bunun için hastaya damardan radyoaktif bir madde ile işaretlenmiş glükoz verilir! Çünkü işaretlenmiş glükoz molekülünün öncelikle gideceği yer kanser dokusudur. Fakat onkologların çoğu nedense bu bilgiyi hastalarından gizler! Şeker kanser yapar’ diyen hekimlere de şarlatan gözü ile bakılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şekerin tek zararı kanser dokusunu beslemesi değil. Aşırı un ve şeker tüketimi insülin direncine (metabolik sendrom) yani hiperinsülinizme yol açar. Hiperinsülinizm, insüline benzer büyüme faktörü (IGF-1) düzeyini artırır. Serbest IGF-1 hemen hemen bütün dokularda hücre üremesini kontrolsüz bir şekilde artırarak kansere neden olur. Normal tartılılarla kıyaslandığında vücut kitle endeksi 40’ın üzerinde olanlarda, yüzde 50-60 oranında daha fazla kanser görülmektedir. Sadece son 10 yılda Türkiye’deki şişmanlık iki kat arttı. Kanserdeki artıştan sorumlu olan faktörlerin başında da şişmanlık gelir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kanser tedavisinde C vitamininin yararı var mıdır?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilindiği gibi her kronik hastada C vitamini düzeyleri düşüktür. Fakat kanserli hastalarda bu oran çok daha düşüktür. Çünkü kanser hücreleri C vitaminini tıpkı bir vantuz gibi içlerine çeker ve vücudun zaten az olan C vitamini depolarını iyice tüketir. Peki kanser hücreleri C vitaminini severler mi? Aslında hayır. Ama onu glükoz zannederler. Çünkü C vitamininin molekül yapısı glükoza çok benzer. Bu nedenle kanser hücreleri C vitaminini glükoz zannederek içlerine çeker. Yani eğer kanda çok yüksek miktarda askorbik asit varsa kanserli dokuya geçen C vitamini miktarı da artar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Son yıllarda birçok hastalığın destek tedavisinde kullanılan Kırmızı Reishi Mantarı’nın kanserdeki tedavi edici ve koruyucu özellikleri nelerdir?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kırmızı Reishi Mantarı (G. Lucidum) çeşitli hastalıkların tedavisinde en çok kullanılan mantardır ve hastalıkların tedavisinde rol oyanayan birçok mekanizması vardır. Bu özellikleri büyük ölçüde polisakkaritlerden çok zengin olmasına bağlıdır. Mantarın yaklaşık %40’ı beta glukandır. Triterpenoidlerden de oldukça zengindir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kırmızı Reishi Mantarı aşağıdaki özellikleri nedeni ile birçok hastalığın tedavisinde etkilidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-         Histamin salgısını azaltmak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-         Karaciğer koruyucusu&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-         Tansiyonu düşürmek (ACE inhibisyonu)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-         Kolesterol sentezini azaltmak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-         İltihabı azaltmak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-         Apoptozu sağlamak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-         Antioksidan etki&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-         Antimikrobik etki&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-         Immün modülasyon&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-         Sakinleştirici etki&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-         Anti-kanser etki&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu hastalıkların başında alerji, karaciğer hastalıkları, hipertansiyon romatoid artit ve en önemlisi kanserler gelmektedir. Kırmızı Reishi Mantarı’na ‘Ölümsüzlük Mantarı’ diyenler de vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kanserin yaygınlaşması ile birlikte insanlar doğal destek tedavilere ve de Kırmızı Reishi Mantarı’na yöneldi. Neden?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kanser tedavisinde en çok kullanılan mantar Kırmızı Reishi Mantarı’dır. Kırmızı Reishi Mantarı’nın kansere karşı etkisi kanser hücrelerine karşı toksik olmasına, iltihap azaltıcı etkisine ve immün modülatör etkisine bağlanmaktadır. En çok etkili olduğu kanserlerin başında meme, prostat ve akciğer kanserleri gelmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kemoterapi ve radyoterapi süresinde Kırmızı Reishi Mantarı kullanılabilir mi?&lt;br /&gt;
Kırmızı Reishi Mantarı’nın kanser tedavisine destekleyici olduğu, kemoterapinin yan etkilerini azalttığı yönünde bilimsel araştırma sonuçları var.  Ben de bu görüşü paylaşıyorum ve hastalarıma öneriyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kanserden korunmak için nelere dikkat edelim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Günlük hayatımızda bazı tedbirler alırsak kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.&lt;br /&gt;
Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren ‘light’ hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.&lt;br /&gt;
Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin.&lt;br /&gt;
Bol taze sebze ve meyve yiyin&lt;br /&gt;
Yeterli omega-3 alın. Ayçiçeği, mısır, kanola, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, kaymak, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin.&lt;br /&gt;
Kefir, ekşiyebilen yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden zengin gıdalarla beslenin. Bu gıdaların fabrikasyon değil, doğal yöntemlerle üretilmiş olmasına özen gösterin.&lt;br /&gt;
Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.&lt;br /&gt;
Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin. Mümkünse mandıra sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.&lt;br /&gt;
Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.&lt;br /&gt;
Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.&lt;br /&gt;
Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz).&lt;br /&gt;
Stresten uzak durun.&lt;br /&gt;
İyi uyuyun.&lt;br /&gt;
Çevresel toksin ve sigaradan uzak durun.&lt;br /&gt;
D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın.&lt;br /&gt;
Yeteri derecede egzersiz yapın.&lt;br /&gt;
Aşırı alkol kullanmayın.&lt;br /&gt;
İşlenmiş soya ürünü yemeyin.&lt;br /&gt;
Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.&lt;br /&gt;
Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler.&lt;br /&gt;
Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir. Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın. Yemeklerinizi ve içeceklerinizi plastik kaplarda muhafaza etmeyin.</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Öneriler, Sorunlar, Sorular ]</title>

	<link>http://www.kansersohbet.com/forum/viewthread.php?forum_id=25&amp;thread_id=743</link>

	<description>Merhaba,&lt;br /&gt;
Öncelikle bu zor hastalıkla mücadele edenler için bir paylaşım platformu oluşturan herkese çok teşekkürler ve bu illetle cebelleşen herkese acil şifalar diliyorum..&lt;br /&gt;
Benim annem küçük hücreli dışı Akciğer ca 4. evre..İlk kemoterapilerden yanıt alamayınca doktorumuz Tarceva 150 mg a başlamaya karar verdi. İlacın maliyeti 1 kutu=1aylık 4500 civarındaydı. Zorlukla ilacı aldık ancak doktorumuz bir heyet topladıklarını ve annemin bu ilaca uygun olmadığını belirtti. &lt;br /&gt;
İlacı ne ezcanelere nede depolara geri gönderemiyorum. Ancak ihtiyacı olan birine verebilirim. Bu hastalık manen olduğu kadar madden de insanı yıkıyor. Gücümüz olsa ilacı bir onkoloji merkezine bağışlayacağım ancak bunu da yapamıyorum. İlacı 3000 TL ye ihtiyacı olan birine vermek istiyorum.İhtiyacı olan bana yazarsa iletişime geçeriz.</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Kanser Tedavisi ]</title>

	<link>http://www.kansersohbet.com/forum/viewthread.php?forum_id=15&amp;thread_id=741</link>

	<description>Merhaba arkadaş..Benim babam da malign melanom hastası.Hastalık  zor bir hastalık.Biz ameliyat olduk ve haftaya interferon tedavisine başlıycaz deniycez.Erken evre melanomlar da hastalıktan kurtulma şansı yüksek.Biz yazıkki ileri evrede tanı koyabildik.3 aydır haberdarız ve hepimiz perişan olduk.Hiç bir onkolog kurtulma şansı vermiyor belki de 10 dan fazla onkologla görüştüm izmir ist ankarada.Ama biliyoruz ki Allah büyük..Çook geçmiş olsun diyorum sana şunu diyebiliyorum ki bu konuda türkiyede en iyi hacettepe prof.dr.ismail çelik.nerede oturuyosunuz bilmem ama muhakkak ona ulaşın diyorum.Rabbim hepimizin yardımcısı olsun...</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Kanser Tedavisi ]</title>

	<link>http://www.kansersohbet.com/forum/viewthread.php?forum_id=15&amp;thread_id=738</link>

	<description>Habis melanom hakkında detaylı bilgi rica ediyorum sizlerden, fakat google&amp;#39;da yazılanları lütfen kopyalayıp yapıştırmayın siz veya bir yakınınız geçirdiyseniz bu kanseri; yaşadıklarınızı, tedavi sürecinizi, olumlu yada olumsuz tum gerçekliğiyle anlatırsanız çok sevinirim. Kısaca durumdan bahsetmek isterim, gözde belirdi ve fazlasıyla erken teşhis oldugu söylendi fakat 3 ay geçti bazı problemler yuzunden 1 hafta kadar ilaç kullanılmadı ve %1 oranında ilerleme var. o ilaç kullanmıyan zaman zarfına kdr herşey iyiydi fakat ondan sonra tahlillerde çok çok az da olsa ilerleme var sürekli. Şimdiden çok tşk ediyorum sizlere zaman ayırıp okudugunuz ve bilginiz varsa buraya yazıcaklarınız için.</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Rahim ve yumurtalık kanseri ]</title>

	<link>http://www.kansersohbet.com/forum/viewthread.php?forum_id=37&amp;thread_id=737</link>

	<description>herbalist bozkurtbey diye bir varımış hazılamış olduğu bitkisel kokteyllerle hastayı iyliştirme oranı %85 miş bu kişi hakkında bir bilgi sahibi olan biri varmı email adresim v.vandetta2011@mynet.com</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Yönetim Duyuruları ]</title>

	<link>http://www.kansersohbet.com/forum/viewthread.php?forum_id=24&amp;thread_id=726</link>

	<description>LÜTFEN FORUMU KULLANALIM SOHBETE YAZDIKLARINIZ BİR SÜRE SONRA UÇAR GİDER AMA FORUMDAKİ BİLGİLER KALICIDIR EĞER FORUMU KULLANMAYA ALIŞIRSANIZ NE KADAR ÖNEMLİ OLDUGUNU FARKEDERSENİZ SİZ NE ZAMAN GİRERSENİZ GİRİN ACTIGINIZ KONULAR PAYLAŞTIGINIZ BİLGİLER KALIR ONLARA YAPILAN YORUMLARIDA BÖYLECE OKURSUNUZ.</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Meme Kanseri ]</title>

	<link>http://www.kansersohbet.com/forum/viewthread.php?forum_id=32&amp;thread_id=703</link>

	<description>KOÇ Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu 4. sınıf öğrencisiyim. Meme kanseri teşhisi alan ve kemoterapi veya radyotrepi tedavisi alan, 25-50 yaş arasında hastalarla görüşmek istiyorum. görüşme yaklaşık 30 dk sürecek. görüşmede hastalığı nasıl başlamış, ne gibi tedaviler görmüş, bukemoterapinin ve radyoterapinin etkileri gibi sorulkardan oluşuyor.  Bana yardımcı olabilir misiniz?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hanife Uçar &lt;br /&gt;
 hucar@ku.edu.tr</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Yönetim Duyuruları ]</title>

	<link>http://www.kansersohbet.com/forum/viewthread.php?forum_id=24&amp;thread_id=702</link>

	<description>Bin kişiye ücretsiz kanser taraması&lt;br /&gt;
Tarama kampanyasıdan yararlanmak için başvurular yarın başlıyor&lt;br /&gt;
13 Mart 2011 Pazar, 19:20:52&lt;br /&gt;
Bin kişiye ücretsiz kanser taraması&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türkiye Kanserle Savaş Vakfı (TKSV) ve Neolife Tıp Merkezi&amp;amp;#8217;nin işbirliği, Habertürk Gazetesi&amp;amp;#8217;nin medya desteğiyle gerçekleştirilen &amp;amp;#8220;Kanser Erken Tanı Kampanyası&amp;amp;#8221;na başvurular yarın başlıyor. 14-31 Mart tarihleri arasında, 4 farklı kanser türünde 1000 kişiye ücretsiz kanser taraması yapılacak kampanyaya katılmakta geç kalmayın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türkiye&amp;#39;de yılda 140 bin kişi kanserden hayatını kaybediyor. Bu rakamın 2030 yılında 500 bine, dünyada ise 17 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. TBMM Kanser Araştırma Komisyonu&amp;#39;nun raporuna göre Türkiye&amp;#39;de kanser tanısı &amp;quot;dördüncü evre&amp;quot;de konuluyor ve tanı konulan hastaların yüzde 60&amp;#39;ı kaybediliyor. Tüm bu istatistikler ve ülkemizde ikinci ölüm nedeni olan kanserin tedavisi için yılda 2.4 milyar TL harcanması, erken tanının önemine işaret ediyor. Türkiye Kanserle Savaş Vakfı Başkanı Prof. Dr.Metin Ertem, bu amaçla başlattıkları kampanya çerçevesinde sorularımızı yanıtladı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Kanserde Erken Tanı Kampanyası ve &amp;quot;Bir Nar Bin Hayat Projesi&amp;quot; kimler tarafından ve hangi amaçla yaşama geçiriliyor?&lt;br /&gt;
- Neolife Tıp Merkezi işbirliği ile başlatacağımız &amp;quot;Kanserde Erken Tanı Kampanyası&amp;quot; ile amacımız, erken tanının önemi konusunda toplumsal bilinci ve duyarlılığı artırmak, bu konuda aktif rol alarak konuyu tekrar gündeme getirmek. TKSV tarafından hayata geçirilen &amp;quot;Bir Nar Bin Hayat Projesi&amp;quot; ise ihtiyaç sahibi yüzlerce kanser hastasının üst düzey tedavi hizmeti alabilmesi için fon yaratmayı hedefliyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
SAHİPLENME ÇAĞRISI&lt;br /&gt;
* Kampanyanın başlangıç ve bitiş tarihi nedir?&lt;br /&gt;
- &amp;quot;Kanserde Erken Tanı Kampanyası&amp;quot; kapsamında 14-31 Mart tarihleri arasında toplayacağımız başvurular ile tarama kriterlerimize uygun ve ihtiyaç sahibi kişilere ücretsiz tarama hizmeti sunacağız. &amp;quot;Bir Nar Bin Hayat Projesi&amp;quot; ise 1 Mart itibariyle hayata geçti. Dileğimiz bu projeyi herkesin sahiplenmesi ve bu projeden sağlanan fonun büyümesiyle binlerce hastaya ücretsiz tedavi sunabilir ve bunu sürekli yapabilir hale gelmek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Türkiye&amp;#39;nin her yerinden katılım söz konusu olacak mı?&lt;br /&gt;
- Evet. Taramaları İstanbul&amp;#39;da Neolife Tıp Merkezi&amp;#39;nde gerçekleştireceğiz. Bu taramalar için İstanbul&amp;#39;a gelmek kaydıyla Türkiye&amp;#39;nin her noktasından başvuru kabul ediyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
DÖRT KANSER TÜRÜ&lt;br /&gt;
* Tarama hangi kanser türlerinde uygulanacak?&lt;br /&gt;
- Erken tanı kampanyası ile meme, kolon, prostat ve rahim ağzı kanserleriyle ilgili taramaları ücretsiz olarak sağlayacağız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Katılımcılar için belirlediğiniz koşullar var mı?&lt;br /&gt;
- Daha önce meme kanseri teşhisi konulmamış 40 yaş ve üstü kadınlar için meme kanseri, 50 yaş üstü kadın ve erkekler için kolon kanseri, 50 yaş üstü erkekler için prostat kanseri, 30-50 yaş arası kadınlar için ise rahim ağzı kanseri taramalarını gerçekleştireceğiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
NASIL YAPILACAK?&lt;br /&gt;
* Taramaya giren kişi hangi aşamalardan geçecek ?&lt;br /&gt;
- Meme kanseri taraması için 40 yaş ve üstü kadınlar doktor kontrolünden geçecek ve mamografileri çekilecek. Neolife Tıp Merkezi&amp;#39;nde kullanılan üçboyutlu dijital mamografi cihazı (tomosentez) ile sorunlu bölgeler net olarak ayırt edilebilecek. Kolon kanseri taraması kapsamında 50 yaş ve üstü kadın ve erkeklere birer hafta arayla 3 kez gaitada gizli kan taraması ve rektal muayene yapılacak. Prostat kanseri taraması 50 yaş üstü erkeklerde free ve total PSA ölçümü ve bir ürolog tarafından yapılacak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu adresleri not edin&lt;br /&gt;
Tarama kampanyasına katılmak isteyenler 0 212 385 31 00 begin_of_the_skype_highlighting              0 212 385 31 00      end_of_the_skype_highlighting begin_of_the_skype_highlighting              0 212 385 31 00      end_of_the_skype_highlighting begin_of_the_skype_highlighting 0 212 385 31 00 end_of_the_skype_highlighting no&amp;#39;lu telefonu arayarak başvuruda bulunabilir, kampanya detaylarına ise www.neolife.com.tr adresinden ulaşabilirler.&lt;br /&gt;
pılacak prostat muayenesini kapsayacak. Rahim ağzı kanseri taraması ise 30-50 yaş arası kadınlara PAP-smear testi ile gerçekleştirilecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ünlü isimler destek veriyor&lt;br /&gt;
Kanserde Erken Tanı Kampanyasına destek veren çok sayıda ünlü isimden bazıları şunlar: Hülya Avşar, Hülya Koçyiğit, tiyatro sanatçısı İnci Türkay, modacı Meral ve Vural Gökçaylı çifti, gazeteci Meral Tamer, oyuncu Toprak Sergen, Eda Taşpınar, sörfçü Bora Kozanoğlu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Projeye özel gümüş takılar&lt;br /&gt;
Tasarımcı Mara Gülerşen&amp;#39;in &amp;quot;Bir Nar Bin Hayat Projesi&amp;quot; ne özel olarak tasarladığı gümüş kaplama anahtarlık ve kolyeleri şu mağazalardan temin edebilirsiniz: Beta, Faik Sönmez, İpekyol, Machka, Roman, Twist ve YKM. Nar ürünlerini önceden sipariş vermek kaydıyla özel kutusunda hediye olarak da sevdiklerinize sunabilir ve ihtiyacı olan hastaların tedavisine katkıda bulunabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ceyda Erenoğlu / Ht Ekonomi</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Kanser Tedavisi ]</title>

	<link>http://www.kansersohbet.com/forum/viewthread.php?forum_id=15&amp;thread_id=680</link>

	<description>selamlar bn 7 sene önce yumurtalık kanseri oldum ve 47 yaşındaydım 2 tane oğlum var allah onlara uzun ömürler versin.her sene karın içindeki lenf bezlerinde tekrarlıyor kemoterapilerle atlatıtorum aylık kontrollerle doktorum kontrol altında tutuyor.fakat bu sene ağustos ayının başından beri ilk hastalandığım zamandaki gibi karnım çok şişti kemoterapilerim başladı bugün 1 inci kür bitti y fakat karnımdaki şişlik devam ediyor yarın karnımdan su çekilecek bu arada ben izmirde oturuyorum ege üniversitesinde tedavi oluyorum doktorumu çok seviyor ve ona çok güveniyorum sizden durumum hakkında yorum yapmanızı rica ediyorum sevgiler&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
JOAN rumuzlu arkadaşımıza şifalar dileriz aynı sorunla karşılaşan ve yaşayan arkadaşlar varsa burada birbirleriyle paylaşırsa acılar üzüntüler panikler bir nebze olsun azalır&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yumurtalık kanserinde esas tedavi şekli cerrahidir. Tümörü ortadan kaldırmadan kemoterapi ile başarılı sonuç elde edilme olasılığı azdır. Ancak çoğu olguda cerrahi tedavi sonrası kemoterapi uygulamak gerekir. Günümüzde epitelyal tip yumurtalık kanseri olgularında,  en başarılı sonuç alınan kemoterapi rejimi Taxol ve Karboplatin uygulamasıdır.</description>

	</item>

</channel>
	</rss>
