Akciğer kanserlerinde, örneğin bir nodül saptandığında, bu nodülün özelliği, kötü ya da iyi huylu olup olmadığını saptamak için yöntemin önemli bir işlev gördüğünü, lenfomalarda vücuttaki lenf bezlerini saplayabildiklerini ifade eden Prof. Dr. Ünlü, “Her şeyden önemlisi hastaya bir iki kür kemoterapi verdikten sonra, bu tedaviye yanıt alabiliyor muyuz, sorusuna cevap bulabiliyoruz. Bunu da bu cihazla gerçekleştirebiliyoruz, yanıt alabiliyorsak devam ediyoruz yanıt alamıyorsak kesiyoruz. Böylelikle kişiselleşmiş bir tedavi uygulama şansımız oluyor ve bu da modern tıp açısından çok önemli bir gelişme" diye konuştu.
PET CİHAZI EKONOMİK YARAR SAĞLIYOR
Prof. Dr. Ünlü, “Operasyon kararı açısından da çok etkin bu yöntem. Biz bir araştırma gerçekleştirdik, bu araştırmada akciğer kanserlerinde acaba PET’in rutin olarak kullanılması cerrahi kararlar alınması açısından diğer yöntemlerle kıyaslandığında ücret etkin bir yöntem midir diye. 120 hasta modeli üzerindeki çalışmamızda, hem Türk Tabipler Birliği fiyatları üzerinden hem de SGK’ nın geri ödeme fiyatları üzerinden hasta başına 1000 Euro kazancımız olduğunu gördük. Bilindiği gibi kanser hastalığı teşhisi de, tedavisi de pahalı ve onkolojik hastalardaki PET kullanımı bu anlamda da ülke ekonomisine ciddi yararlar sağlamaktadır” dedi.
ZARARINA DAİR KANIT YOK
Nükleer tıpta kullanılan radyoaktif maddelerin radyoaktivite dozlarının genellikle çok düşük olduğuna dikkat çekildi ve bu dozlarda radyoaktivitenin insanda önemli bir hastalık veya radyasyona bağlı ciddi bir hasar oluşturduğuna dair kanıt bulunmadığı vurgulandı. Uzmanlar, hastanın aldığı radyasyon miktarının tanı amacıyla çekilen pek çok röntgen filminden daha az veya onun kadar olduğuna dikkat çekti.