Suyun ve mağaranın derinliği gibi psikolojinin derinliği vardır. Hele insan ruhunun derinliği hepimizce malum ve çok meşhurdur. Yüzyıllardır düşüncenin derinliği, felsefenin derinliği, insana dair ve insanla ilintili her şeyin sığlığı/derinliği yazılmakta ve konuşulmaktadır. Psikolojinin derinliği ve özellikle sığlığı yaşamın her alanında hayatımıza direkt etkilerde bulunur. Kurumsal, kişisel ve milletlerin psikolojileri defalarca analiz edilirken bu derinlik ve sığlıktan örnekler verilir. Anlamak istemeyişimiz, ön yargılı oluşumuz ve empati yapmaktan yoksun tüm değerlendirmelerimiz bu sığlığa işaret eder
Psikoloji ruhu incelemez, ruh hakkında felsefenin aksine spekülatif açıklamalar yapmaya çalışmaz. Psikoloji zihin süreçleri bilimidir. Objektif gözlemlere dayanarak insan davranışlarını açıklar.(1) Oysa objektif gözlemlerde olsa insan davranışlarının ardında ruhsal sebeplerin olmadığını söylemek hiçbir zaman için mümkün değildir
Önemli olmasına rağmen tek başına psikolojik derinlik kavramı psikolojiyle ilgilenenlerin önemseyerek direkt olarak vurguladığı ve hatta/sanki daha ileriye giderek bunun ne anlama geldiğine yönelik çalışma yapmadıkları bir alan gibi durmaktadır. Bunun nedeni her ne kadar tartışılmaya açık olsa da psikolojinin bilimsel yanından ziyade ruhsal yanına odaklanmış olmasından kaynaklandığı düşünülebili
İnternet ortamında arama motoruna psikolojik derinlik yazıp aradığınızda ilk kayıt olarak karşınıza derinlik psikolojisi kavramı çıkar ve tanımında; bilinç dışını inceleyen ruh bilimine Sigmund Freud'un verdiği isim denilerek tarifi yapılır.(2) Psikoloji ruhu inlemiyorsa bu durum nasıl bir ruh bilimi olur? Acaba derinlik psikolojisi, psikolojik derinlik kavramını açıklamaya yeter mi? İkisi aynı anlamı taşıyor mu yoksa farklı şeyler mi?
Metafiziğe olan yakınlığı
İlk etapta incelendiğinde aynı gibi gözükseler de aynı anlamı ifade ettiklerini söylemek maalesef mümkün değildir. Diğer yandan psikolojik derinliği sadece bilinç dışını inceleyen bir bilim olarak açıklamak ne derece doğrudur? Metafizik konulardan esinlenip hatta bu alanda kendilerini metafizik uzmanı! ilan edenlerin, bu konulara ciddi, abartılı bir şekilde tutkunluk duyanların yaşadıklarını sandıkları ruhsal derinlikle bunun bir alakası olabilir mi?
Metafiziğin genel yaklaşımı ile ruh hallerinin birçok sıra dışı düşünce ve duygulanım durumlarının yorumlanışı birbirlerine benzerdir Felsefi doktrinlerin arka planı kimi zaman reddetseler de metafizik gerçekliğe derin bir bağlılık içindedir
Bu bağlamda öncelikle derinlik psikolojisi kavramı tanımlanmalı sonra popüler olarak kullanıldığı şekliyle psikolojik derinliğin ne anlama geldiği açıklanmalıdır. Zira her ikisi de aynı anlamları ifade etmekten çoğu kez uzaktırlar
Derinlik psikolojisi: Psikanaliz
Psikanaliz için farklı tanımlamalar yapmak mümkündür.Bir kaynakta psikanalizin ortaya çıkış amacı şu şekilde açıklanıyor.Psikanaliz, kişinin egosu tarafından kabul edilemez bulunarak zihnin bilinçdışı bölümüne bastırılmış ancak gücünü tümüyle yitirmeyerek bulunduğu yerden bilince çıkmaya yeltenen düşünce içeriğini bilinç sahasına çıkarmayı hedefliyordu.
Bu ekole derinlik psikolojisi dendiği gibi ruhsal çözümleme adı da verilmektedir. Freud, bilinçaltını insanın özü olarak kabul eder. Ona göre bilinçaltı, bilinci küçük daire gibi içine alan büyük bir daireye benzer. Alışkanlıklarımızın, eğilimlerimizin, hatıralarımızın büyük bir kısmı burada bulunur. Bilinçaltı, bilinç tarafından bilinmeyen ruh özellikleri kapsar. Onları denetler ve yönlendirir
Freudun araştırmalarının ortaya koyduğu sonuçlar önemlidir
-Önceleri yaşadığımız, fakat çeşitli nedenlerle unutmak istediğimiz, başka deyişle, bilinçaltına ittiğimiz duygu ve düşünceler bizleri büyük ölçüde etkiler, bazen de hastalanmamıza neden olur. Bunların çoğunun farkında bile değilizdir. Farkında olduklarımız elbette vardır. Farkında olalım veya olmayalım tüm bu itilmiş, bastırılmış, örselenmiş veya daha farklı şekillerde doğallıklarını kaybetmiş duygu ve düşünceler hastalıkların altta yatan sebepleri arasında yer alırlar
-Hipnoz ve telkin yolu ile, bilinçaltına itilen duygu ve düşünceler, bilinçli hale gelince, yani hastalığa neden olan psikolojik belirti ortaya çıkınca hasta iyileşir. İyileşme sürecinin hızlı ve kesin olması bilinç altının gücünden kaynaklanır. Korkularımız, tutkularımız, karakter çatışmalarımız, üslup farklılıklarımız, duygularımızın kimyası, heyecan yorgunluklarımız birden bire son bulabilir veya diğer bir ifadeyle büyük bir değişim/dönüşüme uğrayabilir
Freud, insanın cinsiyet hayatı ile alın yazısı arasında çok sıkı bir ilişki olduğu kanısındadır. Freuddan sonra psikanalizi Adler ile Jung temsil etmişlerdirAncak bu ünlü psikologlar, hocalarından bazı noktalarda ayrılmışlardır. Söz gelimi, Adler, Freudun cinsiyete gerektiğinden fazla yer verdiğini, yaralanma ve rahatsızlıkların asıl kaynağının Cinsiyet değil, çoğunlukla bedensel yetersizlikten doğanAşağılık Duygusu olduğunu savunmuştur.(3)
Düşlerin bilinç dışına açılması: Kral yolu
Bilinç dışı ruhsal etkinlik Freudun tüm görüşlerinin merkezine oturur. Bu doğrudan gözlenemeyen ancak davranışsal-klinik sonuçları ile bilinebilen bir etkinliktir.1900 yılında yayınlanan ;Düşlerin Yorumu eseri ile Freud düşlerin bilinç dışına açılan &kral yolu& olduğunu dile getirmişti.
Düşler, bilinçli iken aklımıza getirmediğimiz pek çok unutulmuş(bastırılmış) materyalin ortaya çıktığı, duygu ve davranışlarımızın ve pek tabi ruhsal rahatsızlıkların- altında yatan arzuların-korkuların-ilk bakışta fark edilmeyen bağlantıların kendisini gösterdiği bir zihinsel etkinliğin ürünüydü.(4)
Enteresan bir benzetme olan kral yolu tabiri düşlerin ne kadar da önemli olduğunu ifade etmek için kullanılmıştır. Aslında sadece düşlerin değil akla gelen her düşüncenin mutlaka bir nedeninin olduğunu bilmek çok önemlidir. Yaratılıştan gelen yeteneklerimiz ve bunları değerlendirebilme potansiyelimizle birlikte tüm hayatı ve düşünceleri yorumlama becerimiz yaşam kalitemizi, inançlarımızı ve seçeceğimiz yolu belirler. Bizi biz yapan kendi dini-uhrevi inançlarımızın yolundan gidebileceğimiz gibi; kralın, bir siyasetçinin, süfli duyguların esareti altında bulunan cahil bir insanın veya bir yoginin(5) yolundan da gidebiliriz
Psikolojik derinlik, ruhsal dinginliktir
Psikolojik derinlik; popüler manada her hangi bir olayın, filmin, tiyatro gösterisinin anlatmaya çalıştığı mesaj ve arka boyutun karmaşıklığı açıklanılırken kullanılır. Korkunun veya erotizmin etkili olduğu sahneler için veya tumturaklı ifadelerin derinlik algısının uyanmasına neden olmasıyla ortaya çıkarÖzellikle güçlenen gerilimin temsilcisi filmler için kullanılan der
Düzenleyen HEVRA Düzenleme Tarihi: 30-05-2009 16:53