Super Yönetici Durum
Meşgul Bugünün Ruh Hali Mesaj Sayısı: 224 Katılım Tarihi: 28.05.09
Haber ve Röportaj: Gülşen Kaş
Sağlık Haberleri, İstanbul
Kanser Tedavisinde Yeni Umutlar
Kanser araştırmalarında her geçen gün yeni gelişmeler kaydediliyor. Kanseri hiçbir tedavinin kökten çözmediğini vurgulayan uzmanlar, bunun için biraz daha sabretmemiz gerektiğini söylüyorlar. Çünkü uzmanlar yakında kanseri yenmenin mümkün olabileceğini ifade ediyorlar. Kanserle Savaş Vakfı, Başhekimi Doç. Dr. Metin Aran, kanser tedavisindeki son yenilikleri anlattı.
Röportaj
Kanser tedavisinde son yenilikler nelerdir?
Hücrenin mikroskobik düzeydeki yapısı ve işleyişine yönelik moleküler biyoloji, tıbba yönelik nükleer alandaki yeni gelişmeler yanında girişimsel radyoloji, daha az hasar ve daha güzel görüntü oluşturan yeni cerrahi teknikleri, kısaltılmış-süreli radyoterapi ve yeni tıbbi tedaviler bugün kanserde uzatılan hayat süresi kadar, yaşam kalitesi ve daha düşük fiyatı da getirmiştir.
Girişimsel radyoloji günümüzde hastaların destek bakımında görüntülü-rehber yöntemler yolu ile kateter yerleştirilmesinden tümör parçalayıcı tedavilere kadar giderek artan bir yer almaktadır.
Yeni cerrahi teknikler hastaların yaşam süresinin uzamasında rol oynuyor.
Kanserli hastanın tedavisinde her zaman temel rolü oynayan cerrahinin son ilerlemelerle tedavideki yeri de genişlemiştir. Sistemik kemoterapi ile birleştirilen, yeni cerrahi teknikler hastaların yaşam süresinin uzamasında rol oynuyor.
Bu yeni yaklaşımlar ameliyat ile çıkarılamayan tümörlerde radyoaktif moleküllerin damar-içi yolla dağılımını düzenleyerek belirtilerin düzelmesini ve güncel sistemik kemoterapilerle irleştirildiklerinde yaşam süresinin uzamasını sağlıyorlar.
Kısaltılmış radyoterapi rejimleri hasta ve ailesinin tedavi merkezine aşırı zaman harcamadan gidip/gelmesini sağlıyor. Bu tip modeller metastazlı kemik ağrılarında, akciğer kanserinin nefes tıkanmalarında, jinekolojik kanserlerin ve yaygın mesane kanserinin kanamalarında etkili olmaktadır. Ayrıca, radyasyon daha önce belirli radyasyon almış tekrarlayan kanserlerde de uygulanabilir duruma gelmiştir.
Tıbbi tedavi alanında yeni kanser ve destek ilaçları yanında biyolojik tedavi uygulamalarındaki ilerlemeler özellikle dikkatleri çekiyor.
*Moleküler hedeflere vuruş modelini hücre biyolojisindeki ilerlemeler sağlamıştır. Bu modelin amacı, normal hücreleri etkilemeden, kanser hücreleri üzerinde seçilmiş hedeflere yöneltilen ilaçlarla bu hücrelerin öldürülmelerinin sağlanmasıdır. Bu amaçla kanser hücrelerine karşı laboratuarda hazırlanmış özel antikorlar (monoklonal antikorlar) tedavide uygulanmaktadır. Monoklonal antikorlar kanser hücrelerinin yüzeyinde reseptörlere (alıcılar, kabul ediciler) bağlanır. Böylece, reseptörler çalışamaz, hücre içerisinde yaşam için gerekli bir seri işlem yapılamaz ve hücre ölür.
Aşı tedavisinin çıkış noktası, enfeksiyonlarda olduğu gibi, insandaki normal savunma sistemine yöneliktir. Enfeksiyon nedeni olan mikroplar ya da salgıladıkları maddelerin yapısı bir gen kadar komplike olmadığı için başarı sağlanmış ancak kanserde henüz başarı yeterli değildir.
Gen tedavileri gündemde tartışılmaktadır. Sağlıklı yaşamı yönelten genlerin normalden sapmalarının, kanser de dahil olmak üzere, birçok hastalığın nedeni olduğu ortaya konulduktan sonra gündeme gelmiştir. Ancak, gen tedavisinde her zaman uygun sonuçlar alınamadığı da bir gerçektir. Ayrıca, uygulama açısından başarıya sağlansa bile, bu konu etik yönden birçok ülkede tartışılacak ve yasal engel bulunacaktır.
Angiogenez baskılayıcıları güncel tedavi yöntemleri içerisindedir. Tüm hücrelerde olduğu gibi tümör hücrelerinin solunumları ve beslenmeleri için yeni kan damarları yapımı (angiogenez) gerekir. Böylece tümörler büyür, metastazlar oluşur. Angionez baskılayıcıları bugün kanser tedavisinde uygulanmaktadır.
İnsanda hücre yenilenmesi için gerekli ve apoptozis olarak adlandırılan programlanmış hücre ölümüş olayı dikkate alınarak apoptoziz uyarıcıları gündeme gelmiştir. Hücre yenilemesini amaçlayan bu kaçınılmaz biyolojik ölüm kanser hücrelerinde görülmediği için çalışmaların bir bölümü kanser hücrelerinde apoptoziz uyarılmasına yöneltilmiştir.
Kanser aşıları bu hastalıkta ne kadar etkili oluyor? Türkiyede şu anda böyle bir uygulama var mı? Yoksa ne zaman uygulanmaya başlayacak?
Bağışıklık sistemi olarak isimlendirilen vücut savunma sistemi yabancı etkenler ve hastalıkla savaşta uzmanlaşmış hücreler ve dokular ağından oluşur. Kanserle savaşma veya korunma için bağışıklık sistemini kullanan tedaviler biyolojik tedavilerdir.
Tümör hücreleri normalden farklı, yabancı ve tehlikeli olmalarına rağmen bağışıklık sisteminin bu hücreleri genellikle tehlikeli veya yabancı görmeyerek, onlara karşı kuvvetli bir atak yapmadığı izlenmektedir. Bu olayı temel alan kanser aşılarının amacı mevcut kanseri tedavi etmek veya kanser oluşumunu önlemek için bağışıklık sisteminin uyarılmasını sağlamaktır. Bağışıklık sistemin uyarılışını gösteren en güzel örnekler mikrobik hastalıklardaki koruyucu aşılar, tedavi edici serumlar ve organ nakillerindeki ret reaksiyonlarıdır.
Kanser hastalarına uygulanan tedavi edici aşılar insanın normal hücrelerine zarar vermeden kanser hücrelerini tanıyan ve saldıran bağışıklık sistemini uyararak kanserin tedavisi için planlanır. Aşıların bu tiplerinden mevcut kanserlerin daha ileri gelişmelerinin veya tedavi edilmiş kanserlerin tekrarlamalarının önlenebilmesi ve daha önceki tedavilerin öldüremediği kanser hücrelerinin elimine edilmesi beklenmektedir. Sağlıklı kişilere yapılan koruyucu aşılar, kanser-nedeni virüslere saldırmak ve virüs enfeksiyonlarını önlemek için, bağışıklık sistemini uyarmak amacı ile uygulanır.
Ancak, kanser aşıları halâ geniş araştırmaları yapılan yeni bir biyolojik tedavi tipidir. Bilimsel alan günümüzde geniş insan araştırmalarında, kanserlerin belirli türlerinde etkili yaklaşımları saptamak için, farklı aşıları değerlendiriyor.
Bugün henüz kanserin her hangi bir tipi için standart bir tedavi olarak hiçbir kanser aşısı onaylanmamıştır. Ancak, beslenme ve ilaç konusunda en etkili kuruluşlardan bir tanesi olan ABD İlaç ve Beslenme Yönetimi kadın rahim boynu kanserlerinde rolü olan human papillomavirus (HPV) ve karaciğer kanserlerinde rolü olan hepatiti-B virus enfeksiyonlarına karşı koruyucu olarak yardım edebilen iki aşıya onay vermiştir.
Gen haritasının bulunması kanser tedavisinde etkili oldu mu? Her ne kadar ülkemizde ve bazı ülkelerde etik açıdan gen tedavisi uygun görülmese de insan yaşamını kurtaracaksa neden yapılmasın ki?
Genlerin anlaşılması ve yönetilmesindeki ilerlemeler hastalıkla savaş ve önlem araştırmaları, hasta genetik materyelini değiştirebilme çalışmaları dönemini başlatmıştır. Gen tedavisi hastalıkla savaşmak için kişinin hücreleri içine genetik materiyel (DNA veya RNA) sokulmasını kapsayan bir deneysel tedavidir. Bugün kanserin birçok tiplerinde ve diğer bir grup hastalıkta araştırma yapılmaktadır.
Kanserin gen tedavisi için çok yönlü çalışılıyor. Bazı yaklaşımlarda kanserle savaşta yeteneklerini arttırmak için sağlıklı hücreler, diğer bir grup yaklaşımda tahrip etmek veya gelişmelerini önlemek için, kanser hücreleri hedef olarak alınıyor.
Üzerinde çalışılan gen tedavisi tekniklerinin önde gelenleri değişikliği veya eksikliği ile kanser nedeni olabilen bazı genlerin sağlıklı genlerle değiştirilmesini, bağışıklık cevabının düzeltilmesini, kemoterapi ve radyoterapi veya diğer tedavileri daha duyarlı kılmak için birlikte uygulamasını, kanser ilaçlarının yüksek dozlarının yan etkilerine karşı daha dayanıklı olmasını sağlamak için kan-yapıcı ana hücreler içerisine gen yerleştirilmesine veya kanser hücrelerinin yeni kan damarları yapımını önleme amacına yöneliktir.
Bir gen transferde genellikle direkt olarak kişinin hücreleri içine verilmez, bir taşıyıcı olmalıdır. Taşıyıcılar çoğunlukla bazı hücreleri tanıma ve hücre içerisinde DNAlarına girebilme yeteneğine sahip olabilen virüslerdir. Bu ikilinin bağlantıları için değişik tip virüsler ve teknikler kullanılmaktadır.
Gen tedavisinde temelde önde gelen sorun konunun etik, yasal ve sosyal yönleridir. Fakat daha önemlisi gen tedavisi çalışmalarında virüslerin sıklıkla bir hücre tipinden daha çok tipte hücreyi etkilemesi, DNAda yanlış bir bölgeye oturması istenmeyen enfeksiyonlara veya yeni kanserlere neden olması gibi riskleri de sorundur. Bu nedenlerle, henüz yaygın uygulama olanakları yeterli değildir.
Kanseri kökten çözmek mümkün mü? Bu ne zaman mümkün hale gelebilir? Teknoloji, kanser ve önemli hastalıkları tedavi etmekte şu anda yeterli mi? yoksa, teknolojinin bu hastalıklar karşısında daha ileri bir noktada mı olması gerekiyor?
Kesin neden bulunduğu zaman mümkündür, ancak bugünkü bilgi birikimi ve teknoloji çok ileride olmasına rağmen kesin nedeni ortaya koyamamıştır. Tıpta en güzel atak hedefe yönelik olan ataktır. Kanserde neden belli olmadığı için kesin hedef belli değildir ve tedaviler nedene değil neden veya nedenlerin getirdiği sonuçlara yöneliktir. Bilgi birikimi ve teknolojinin daha ilerlemesi ile kesin neden ortaya konulduğu zaman kanser kökten çözülebilecektir.
Farklı kanser türlerinde farklı tedavi yöntemleri uygulaması, hastalığın gelişimini durdurmak için gerekli midir?
Kanser tek bir hastalık değildir. İnsan yapısında ne kadar hücre tipi var ise, o kadar kanser tipi olacaktır. Kanser hastalığı genel bir deyimdir ve doğrusu kanserler deyimidir. Durum böyle olunca her grup hücrenin oluşturduğu sistemler için farklı tedavi yöntemleri uygulanması normal ve gereklidir.
Bazı bilim adamları, olumlu düşünceye sahip olan insanların hayatlarında daha mutlu ve daha başarılı olduğunu söylüyorlar. Olumlu düşünce bu hastalığın iyileşmesinde etkili olabilir mi?
Kansere psiko-sosyal açıdan bakıldığı zaman, Dünya Sağlık Örgütünün insan sağlığını köşelerinde fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlık olan bir üçgenle belirlediğini görürüz. Sağlık üçgeninin köşelerinden bir tanesinin normalden sapması diğer köşeleri de etkiler ve kişinin sağlığını bozar. Bu bakış açısına göre, fiziksel sapmalar psiko-sosyal değişimlere neden olabileceği gibi, psikolojik ve sosyal denge sapmaları da fiziksel hastalıklara neden olabilir.
Bugün, kanserin psiko-sosyal yönü son yirmi yılda onkolojinin bir alt uzmanlığı olarak ortaya çıkan ve onkoloji bilim dalları arasına giren psiko-onkoloji tarafından inceleniyor. Bu dal hastalığı neden ve sonuçları ile ele aldığı gibi, ayrıca, korunma ve tedaviye etkili olan psiko-sosyal bakışlara da odaklanıyor. Bu konunun uzmanları kanserle uğraşı bedenin ve beynin birlikte uğraşısıdır deyimini kullanıyorlar. Psiko-onkoloji kansere iki boyutla yaklaşıyor. Risk, neden ve tedavi sonu sağ kalımı etkileyen psikolojik, davranışsal ve sosyal faktörleri inceleyen psiko-biyolojik boyut veya bütün evrelerdeki hastaların ve ailelerinin hatta tedavi edicilerin kansere psikolojik cevaplarını inceleyen psiko-sosyalboyut ile kanseri ele alıyor. Bu nedenlerle, kanser merkezlerinde psikolog, psikiyatr, sosyal çalışmacı, hemşire ve din adamı ile psiko-onkoloji araştırma grupları oluşuyor. Ayrıca, birçok onkoloji disiplinlerinde, özellikle müşterek becerilerin gelişmesine dikkatleri çekerek, hasta bakımı eğitim şekilleri ve psiko-sosyal bakış açısı dikkate alınarak değiştiriliyor. Hasta bakımının psikolojik, insancıl, etnik ve dinsel görüşlerle birleşik yürütülmesine yönelik araştırmalar artıyor.
Düzenleyen HEVRA Düzenleme Tarihi: 15-02-2010 20:38
Super Yönetici Durum
Meşgul Bugünün Ruh Hali Mesaj Sayısı: 224 Katılım Tarihi: 28.05.09
Birçok kanser merkezleri ve onkoloji bölümlerinin şimdi hastalar ve aile bireylerinin sıkıntılarını bertaraf etmek için eğitim veren psiko-onkoloji veya psiko-sosyal üniteleri var.
Özellikle kanser hastalığını geçiren veya kanser hastası aile bireylerinden oluşan gönüllüler bu konuda önemli rol oynuyorlar. Gerek onkoloji klüpleri gerek bu tip kişilerin girişimleri ile gruplar kuruluyor. Birçok kişisel ve grup tedavileri kanser hastalarında ruh durumu ve yaşam kalitesi düzelmesinde etkilerini göstermektedir. Kanser hastalarının içten çabalarından dolayı, bugün kanser öncesi, süresi ve tedavisi sonunda yardım için birçok organizasyonlar ve hizmet veren e-posta listeleri var.
Alternatif tedaviler bu hastalıkta işe yarar mı? Kemoterapi ve radyoterapi gören bir hasta, aynı zamanda alternatif tıptan yardım alsa, bu bir sakınca doğurur mu? (bitkilerle tedavi, yoga, meditasyon gibi)
Alternatif tedaviler bugün kabul edilen bir gerçektir. Özellikle kanser öncesi koruyucu ve kanserde destekleyici rolleri kabul edilmektedir. Fakat bu konuda en önemli nokta hastalığın bilimsel yöntemlerle tedavisine karşı olup, alternatif tedavilerinin etken olduğu iddiası ile hastaları ve yakınlarını ahlâk dışı yöntemlerle tedavi etmeye kalkanlardır. Fiziksel ve psikolojik yaklaşımlar sakıncalı olmayabilir. Ancak, faydalı veya sakıncalı etkileri bilimsel olarak ortaya konulmamış ve kökeninin ne olduğu bilinmeyen bitki ekstreleri veya benzer şeylerle yapılan alternatif tedaviler kanser ilaçları ile birlikte kullanıldığı zaman kan sisteminde çok defa önlenemeyen ciddi komplikasyonlara neden olmaktadır.
Türkiyede bazı bölgelerde, özellikle Karadeniz bölgesinde kansere yakalanma oranı diğer bölgelere göre daha fazla, bunun sebebi nedir? Ve nasıl önlem alınabilir?
Karadeniz bölgesindeki kansere yakalanma olayının diğer bölgelere göre daha fazla olmasının nedenini Çernobil olayına bağlamak artık yanlış olmayacaktır. Sağlık Bakanlığı istatistikleri bu bölgemizdeki kanser olasılığını olaydan önce % 0,5-0,7 değerlerinde verirken, olaydan sonra bu değer %60 düzeylerine çıkmıştır. Kısa süre önce Tabipler Birliği de konuya yaklaşmıştır. Önlem dönemi geçmiştir. Ancak, gelecek benzer felaketler için bir ders olabilir.
İnsanlara sağlıklı kalmaları için neler önerirsiniz?
Bugün, kanserin nedenlerine yönelik araştırmalar korunmada, tanı yöntemlerinde ilerlemeler erken tanıda, yeni buluşlar ve uygulamalar tedavide etkili olarak kanseri beraber yaşanır kronik bir hastalık durumuna getirdiği gibi, kanserden ölüm oranlarını da düşürmüştür.
Korunma önerileri, özellikle yüksek riskli kişilerin erken tanı için önerilenleri, hasta olanların bilimsel tıbbın gerektirdiği tedavi yöntemlerini izlemek çok şeyi daha güzel yapacaktır.
Ancak, bir grup kanser hastası her şeye rağmen hastalıklarının gidişi veya tedavisi esnasında belirgin arazlar veya karmaşa deneyimi geçirmekte, ayrıca hasta ve aileleri psikolojik, sosyal ve ruhsal zorluklar yüklenmektedir. Bu nedenlerle, erken tanı ve tedavisindeki ilerlemelere rağmen, kanser önde gelen bir toplum sorunu olarak devam etmekte, bu sorunun büyük kısmını ilerlemiş veya dirençli hastalar taşımaktadır.
Bu durum, kanserin getirdiği çeşitli olumsuzluklar yanında hastalığa ek olarak kişiler ve toplumlarda psiko- sosyal değişimlere neden olabiliyor. Bu kişilerde belirgin psiko-sosyal sıkıntıların azaltılmasının yaşam kalitesine sahip olmanın bir parçası olduğu da bir gerçek. Bu nedenlerle, kanser hastası veya ailesinden kişilerin sıkıntılarının tanı ve tedavilerine yönelik ilgi artmıştır.
Temelde sorunlar kanser sürecinde çok çapraşıktır. Kür sağlamaya yönelik tedavilerde hedefe varılabilecek mi? geçici tedavilerde kontrol ve konfor sağlanabilecek mi? tamamlanan tedavilerde yaşam devam edebilecek mi? gibi sorular ve hastalığı olmadığı halde aile geçmişi nedeniyle genetik riske sahip olunduğunun bilinmesi kargaşa nedenlerinin önde gelenleridir. Bunların ötesinde, zaman zaman onkolojistlerde de özellikle hastaya kötü haberlerin verilmesinde stresler izlenebilir.
Etik ve yasal açıdan kanser nedir?
Tıbbi bakımı sonlandırmada hüküm süren yasal tartışmalarda hastanın tıbbi bakımı reddetme hakkı var mıdır? Tıbbi girişimin hangi tipleri sonlandırılabilir? Bakımın sonlandırılmasına kimler karar verebilir? Bakımı sonlandırma kararı için hangi kriterler rehberdir, ya da önde gelen standart nedir? Bu konular tartışılmaktadır. Ayrıca, hekim yardımı ile intihar ve ötenazi çeşitli ülkelerde değişik şekillerde değerlendirilmektedir.