Super Yönetici Durum
Yogun Bugünün Ruh Hali Mesaj Sayısı: 248 Katılım Tarihi: 07.08.09
Kanser tanısı konulan hasta kamyon çarpmışa dönüyor, Psikologlar, kanser tanısı konulan hastanın ruh durumunu bu sözlerle tanımlıyorlar. Ancak tedavi süresince psikolojik destek alan hasta, bu sayede hastalığıyla daha güçlü bir şekilde mücadele edebiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Psikolog Elvin Aydın, kanser ve terapi ile ilgili soruları yanıtladı.
Kanser fizyolojik bir hastalık. Hasta psikolojisinin kanser oluşumunda etkisi var mı?
Bununla ilgili yapılan bütün araştırmalar psikolojik etkenlerin kanser oluşumuna ve gelişimine yönelik hiçbir etkisi olmadığını gösteriyor. Genellikle halk arasında üzüntünün kanser oluşumunda etkisi olduğuna inanılır. Ancak kanser çok komplike bir hastalık, muhtemelen bilemediğiniz bir sürü yönü var.
Kanser tedavisinde psikolojik desteğin yeri nedir?
Kanser hastasının tedavi sürecinde psikolojik destek alması tedaviyi olumlu yönde etkiliyor. Çünkü hepimizin hayatında kendine stres yaptığı, yakınlarına söyleyemediği, kendi kendini suçladığı veya korktuğu bir takım şeyler var. Biz farkında olmasak da bu durum bizde psikolojik baskı yaratabiliyor. O nedenle hastada stres yaratan bu sorunları çözümlediğimiz zaman vücudun kendi kendine yaptığı baskı azalıyor. Baskı azaldığı zaman da hastanın fizyolojisi değişiyor. Kanser tedavisinde psikoterapinin yeri bu. Dolayısıyla ilaçları destekleyici bir tedavi şekli. Bir de kanser akut değil kronik bir hastalık. Yani bir anda ortaya çıkıp bir anda bitmiyor. Yavaş yavaş oluşuyor ve tedavisi yıllar sürebiliyor. Kronik hastalıklarla yaşamak kolay bir şey değil. Bu, hayatımızda bir şeylerin kalitesinin azalması demek. Psikoterapinin buradaki yeri; hayat boyunca sürecek böyle bir hastalıkla birlikte yaşamayı kolaylaştırmak.
Her kanser hastası tedavi görmeli midir?
Bu doktorlar arasında da çok tartışılan bir konu. Bazı doktorlar her hastanın, bazı doktorlar ise gerek görülen hastaların psikolojik destek almasını savunuyorlar. Benim gözlemlediğim kadarıyla kanser hastaları genellikle hiç kimseyle konuşmak ve sorunlarını paylaşmak istemiyor. Çünkü zaten ağır bir tanı. Dolayısıyla hastalar daha çok içlerine kapanıyor ve depresyona giriyorlar. Depresyona girdiklerinde de ilaç tedavisine kötü yanıt veriyorlar. Beni en çok, iyi ve güçlü görünen hastalar korkutur. Bence esas çok güçlü görünen hastaların psikolojik destek alması gerekiyor. Ama hasta kendini yeterince açmazsa bir noktada psikoloğun da yapabileceği bir şey kalmıyor maalesef. Psikolog ne kadar iyi olursa olsun hasta terapi görmeye açık değilse bir faydası olmaz.
Hasta, ilk önce hastalığını reddediyor...
Bu süreçte uyguladığınız terapi yöntemlerinden bahsedebilir misiniz?
Bir sürü terapi yöntemi var. Ama genel olarak dünya kanser psikolojisi literatüründe en çok kullanılan yöntem, “supportive expressive” dediğimiz hastanın kendisini ifade etmesini destekleyici terapi yöntemi. Bu yöntemde biz, insanların kendilerini sıkmamalarını, zorlamamalarını, kendilerine karşı katı olmamalarını öğretiyoruz. Hastaları, bazı duygularını ifade etmeleri için destekliyoruz. Yargılayıcı değil, son derece insancıl, analitik ama bir yandan da kişinin kendisini normal hissetmesini sağlayan bir terapi yöntemi bu.